|~Pc kopat 2oo8~|| HACKİNG ,SECURİTY,PROGRAMLAMA,PROGRAM,İNTERNET ERİŞiMİ ,PAYLAŞIM PORTALI

BİLGİSAYAR, WEB PROGRAMLAMA,İNTERNET ERİŞİMİ, PROGRAMLAMA VE PC BAKIM, DONANIM, PC GÜVENLİK SUNUCU YOLU
 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Doğru iman ve imanı korumak

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
XabrkX
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 573
Nerden : NOLDU BİZEMİ GELCEN ? :D :D
Lakap : ******kaRİZma*******
RUH HALİ :
SADECE BU KONUDA AŞAĞIDAKİ KADAR TEŞEKKÜR EDİLDİ : <div class="js-kit-rating" view="score"path="" title="" permalink=""></div><script src="http://js-kit.com/ratings.js"></script>
TAKIM :
Kayıt tarihi : 09/07/08

MesajKonu: Doğru iman ve imanı korumak   Paz Ağus. 24, 2008 1:33 pm

Sual: Ahirette kurtulmak neye bağlıdır?
CEVAP
Bazıları Allah’a
inanan herkesin Cennete gideceğini sanıyor. Bu çok yanlıştır.
Amentü’deki altı esastan birine inanmayanın imanı geçersizdir. Bunun
için inanmak değil, doğru inanmak önemlidir. Ahirette kurtulmak,
ibadetin çok olmasına değil, doğru imana bağlıdır. İhlaslı ameli az da
olsa, hatta hiç ameli olmasa, zerre kadar doğru imanı olsa yine Cennete
girer. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Kalbinde zerre kadar imanı olan Cehennemde kalmaz.) [Buhari, Müslim]

Dünyadan
herkes ahirete yolculuk yapıyor. Herkes bir vasıtaya binip gidiyor. Bir
vasıtaya binmek değil, doğru vasıtaya binmek önemlidir. Yanlış vasıtaya
binen, istediği yere değil, vasıtanın gittiği yere gider. Kâbe’ye
gitmek için niyet edip Paris’e giden uçağa binen, niyeti halis olsa da
Kâbe’ye varamaz.
Allahü teâlâ, doğruyu azcık merak edene, doğruyu
arayana doğru yolu yani hakiki İslamiyet’i nasip edeceğine söz
vermiştir. [Ankebut 69, Şûra 13], Allah sözünden dönmez. (Al-i imran 9)

Demek
ki bâtıl yollardaki insanlar istemek bir yana merak bile etmiyorlar.
Allahü teâlâ rızka kefildir ama imana kefil değildir. Doğru iman sahibi
olmaya çalışmalıdır. İtikadı düzeltmeden önce ibadet etmenin faydası
olmaz. Doğru itikad, ehl-i sünnet itikadıdır. Doğru itikad 1 rakamı
gibidir. İhlaslı ibadetler sağına konan sıfır rakamı gibidir. Bir sıfır
konunca 10, iki sıfır konunca 100 olur. Sağına ne kadar 0 konursa
değeri artar. 1 çekilirse hepsi 0 olur. İhlassız, yani riya ile yapılan
ameller de, soldaki sıfır gibi yani 1 rakamının soluna konan sıfır gibi
değersizdir. İtikad doğru olunca ibadetleri arttırmak, insanın
gayretine, ihlasına, ilmine bağlıdır. İstediği kadar artırır. Ancak,
doğru itikadı, yani ehl-i sünnet itikadı yoksa ibadetlerinin hiç
faydası olmaz, soldaki sıfır gibi değersizdir.

Mutezile ve
benzeri akılcı gruplara göre ibadetler imandan bir parçadır. Onlara
göre günah işleyen ve farzları yapmayan kâfir olur, yani iman X amel
diyorlar. Bunlardan birisi sıfır olursa netice de sıfır olur diyorlar.
Yani imansız amel de amelsiz iman da makbul değil diyorlar. Ehl-i
sünnet, Amelsiz iman makbul, imansız amel makbul değildir. Ehl-i
sünnete göre amel X ihlas denebilir. Ancak amel işlemeden, (Param
olsaydı şu fakire yardım ederdim diye ihlasla düşünen de, vermediği
halde, amel işlemediği halde ihlaslı niyetinden dolayı sevaba kavuşur.
Bir kimsenin ihlası ne kadar çoksa, amel ile çarpılınca netice büyük
olur. Bizim ihlasımız 1 ise, bin fakire birer ekmek versek, 1x1000 =
bin sevap eder. Eshab-ı kiramın ihlası çok kuvvetli olduğu için, mesela
onların ihlası 1 milyon olsun, bir fakire bir ekmek verse bir milyon
sevap alır. Nitekim hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Yemin ederim
ki, bir kimse, Uhud dağı kadar altın sadaka verse, eshabımdan birinin
bir avuç kadar arpa sadakasının sevabına kavuşamaz.) [Buhari]

Eshab-ı
kiramın imanları çok kuvvetli ve ihlasları çok fazla olduğu için böyle
sevaplara kavuşuyorlar. Eshab-ı kiramdan biri diğerinden daha yüksek
idi. Bunun için Hazret-i Ebu Bekir’in verdiği bir avuç hurmanın sevabı,
diğer sahabeden birinin vereceği sevap arasında dağlar kadar fark
vardır. Bir hadis-i şerifte de buyuruluyor ki:
(Benden sonra,
Eshabımın ihtilaf edecekleri meseleler hakkında sual ettim. Rabbim bana
“Senin eshabın benim yanımda gökteki yıldızlar gibidir. Bazısı
diğerinden daha parlaktır. Onlardan birisine uyan hidayet üzerindedir”
buyurdu.) [Deylemi]

Sual: İmanın doğru olması için gerekli şartlar nelerdir?
CEVAP
İmanın doğru olması için gerekli şartlardan bazıları:

1- İmanda sabit olmak: Üç yıl sonra dinden çıkacağım diyen, o anda dinden çıkar.

2- Havf ve reca arasında olmak: Yani Allah’ın azabından korkup, rahmetinden ümit kesmemek.

3-
Can boğaza gelmeden iman etmek: Ölürken, ahiret hallerini gördükten
sonra kâfirin imanı geçerli olmaz. Fakat o anda da, müslümanın
günahlardan tevbesi kabul olur.

4- Güneş batıdan doğmadan önce iman etmek: Güneş batıdan doğunca tevbe kapısı kapanır.

5- Gaybı yalnız Allahü teâlâ bilir: Fakat Allah’ın bildirdiği peygamber veya evliya da bilebilir.

6-
Kâfirliğe sebep olan bir şeyi kullanmamak ve söylememek gerekir: Mesela
haç takmamak, şakadan da olsa, ben kâfirim dememek gerekir.

7- Dini bir hükümde şüphe etmemek: Mesela namaz farz mı, şarap haram mı diye tereddüt etmemek.

8-
İtikadını İslam dininden almak: Tarihçilerin, felsefecilerin değil,
Muhammed aleyhisselamın bildirdiği şekilde iman etmek gerekir.

9-
Hubbi fillah, buğdi fillah üzere olmak: Sevgi ve nefreti yalnız Allah
için olmak. Allah düşmanlarını sevmek, onları dost edinmek, Allah
dostlarına düşman olmak küfrü gerektirir. Mesela Sokratı sevmek, imam-ı
Gazali hazretlerine düşman olmak gibi.

10- Ehl-i sünnet vel cemaate uygun itikad etmek.

Bu itikattan bazıları şunlardır:

1- Allahü teâlâ zamandan, mekandan münezzehtir. Hiçbir şeye benzemez.

2- Cennetteki Müslümanların Allahü teâlâyı göreceğine inanmak.

3- Muhammed aleyhisselam son peygamberdir. Ondan sonra peygamber gelmez.

4- Ehl-i kıbleye [namaz kılan Müslümana], işlediği günahlardan dolayı kâfir dememek.

5-
İbadetler, imandan parça değildir. Yani ibadet etmeyen ve günah işleyen
mümine kâfir denmez. Allahü teâlâ, küçük günaha azap edebilir, büyük
günahları affedebilir.

6- İman ya vardır ya yoktur, artıp eksilmez. [Parlaklığı, kuvveti artıp eksilir.]

7- Mest üzerine mesh etmek caizdir.

8-
Miracın ruh ve bedenle birlikte olduğuna inanmak. Miracın Mescid-i
aksaya kadar olan kısmını inkâr eden dinden çıkar. Bundan sonrasına
inanmayan ise, bid'at ehli, sapık olur.

9- Mucize ve keramet haktır.

10- Eshab-ı kiramın tamamını sevmek, hiçbirini kötülememek.

11- Kabir ziyareti caizdir.

12- Kabirde yatan peygamber ve evliyadan yardım istemek caizdir.

13-
Okunan Kur'an-ı kerimin ve verilen sadakanın sevabını ölülere
bağışlamanın caiz olduğuna, bu sevapların ve duaların ölülere ulaşarak,
azaplarının azalmasına sebep olacağına inanmak.

14- Kabir suali haktır.

15- Kabir azabı ruh ve bedene olacaktır.

16- Sırat köprüsü vardır.

17- Şefaate, hesaba ve mizana inanmak.

18- Cennet ve Cehennem şu anda vardır.

19- Günahkâr müminler, Cehennemde sonsuz kalmaz, kâfirler sonsuz kalır.

20- Cennet ve Cehennem ebedidir yani sonsuzdur.

21-
Kıyamet alametlerinden olan Deccal, Dabbet-ül-arz, Hazret-i Mehdi’nin
geleceğine, Hazret-i İsa’nın gökten ineceğine, güneşin batıdan
doğacağına ve diğer bildirilenlere inanmak. (R. Nasıhin, Feraid,
İtikadname)

Şüphe ve korku
Sual: Şimdi imanım var mı veya imanım devam edecek mi diye şüphe etmekle, son nefeste imansız gitmekten korkmak farklı mıdır?
CEVAP
Evet,
farklıdır. İmanı olduğundan veya ileride imanının devam edeceğinden
şüphe etmek caiz değildir, küfür olur. Mümin imanı hakkında hiç şüphe
etmemeli, ölünceye kadar imanlıyım diye karar vermelidir.

Son nefes için ise, korku ve ümit arasında olmalıdır. Son nefeste imansız gitmekten korkmak, şüphe değil iman alametidir.

İmanı korumak için
Sual: En kıymetli nimet iman olduğuna göre, bunu korumak için ne yapmak gerekir?
CEVAP
İmanı korumak için şunlara uymak gerekir:
1-
Gayba iman etmiş olmalı. Melekleri, Cenneti, Cehennemi gösterseler,
gözümüzle gördüğümüz için, "Cennet, Cehennem vardır" demek iman olmaz.
Gayri müslimlerin hepsi, ölürken Cenneti Cehennemi görüp, "İman ettik"
diyecekler; ama kabul olmayacaktır. Müminler övülürken, (Onlar gayba
inanırlar) buyuruluyor. (Bekara 3)

2- Gaybı yalnız Allahü
teâlânın bildiğine inanmaktır. Peygamber, melek, cin gaybı bilmez.
Ancak Allahü teâlâ dilerse, bildirebilir. Bu bakımdan mucizeyi,
kerameti inkâr etmek caiz değildir.

3- Haramı haram, helalı helal bilmek yani kabul etmek. Kasten, harama helal, helale haram diyen dinden çıkar.

4-
Allahü teâlânın azabından emin olmamak ve gazabından çok korkmak
gerekir. Kur’an-ı kerimde, Rabbin azabından korkanların, Onun azabından
emin olmadığı bildiriliyor. (Mearic 27-28)

5- Bir insan ne kadar çok günah işlerse işlesin, kendini garanti Cehennemlik bilmemeli. Bir hadis-i kudsi meali:
(Kulum, göklere ulaşacak günah işlese; fakat rahmetimden ümidini kesmeyip, benden mağfiret dilerse, affederim.) [Tirmizi]

Bir âyet meali:
(Ey
günahı çok olan kullarım, Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin!
Allah günahların hepsini affeder. O sonsuz af ve merhamet sahibidir.)
[Zümer 53]

6- Allah’ın azabından emin olmamalı, rahmetinden de ümit kesmemeli! Bir hadis-i şerif meali:
(Mümin
havf ve reca [korku ile ümit] arasında bulunursa, Allahü teâlâ, o
kuluna ümit ettiğini verir ve korktuğundan onu emin kılar.) [Tirmizi]

7-
Hubb-i fillah, buğd-i fillah üzere olmak. Yani sevdiğini Allah için
sevmek, sevmediğini de Allah için sevmemektir. Bu, imanın temelidir.
Bir hadis-i şerif meali:
(İmanın temeli Müslümanları sevmek ve Allah düşmanlarını sevmemektir.) [İ. Ahmed]

Cenab-ı Hak, Hazret-i İsa’ya buyurdu ki:
(Yer
ve göklerdeki bütün mahlukatın ibadetlerini yapsan, dostlarımı
sevmedikçe ve düşmanlarıma düşmanlık etmedikçe, hiç faydası olmaz.)
[K.Saadet]

8- İmanın makbul olması ve korunması için gerekli şartlardan bazıları da şunlardır:

Allahü teâlâ, vacib-ül-vücud ve hakiki mabud ve bütün varlıkların yaratıcısıdır.
Dünya ve ahiret âleminde bulunan her şeyi, maddesiz, zamansız ve benzersiz olarak yoktan var eden, ancak Allahü teâlâdır.

Allahü teâlâ mekandan ve zamandan münezzehtir. [Necdiler ve selefiyeciler gibi Allah gökte veya Arşta demek küfürdür.]

Allahü teâlâ ahirette Cennette görülecektir.

Tevekkül farzdır.

Zaruri
olarak ve icma ile bilinen, inanılacak şeylerde, kıyas olmaz. Bunlarda
ictihad veya kıyas edip yanılan kâfir olur. Zaruri olarak ve icma ile
bildirilmemiş olan iman bilgilerinde ictihad edip de yanılan, kâfir
olmaz ise de, bid'at sahibi olur.

İman artıp eksilmez. Yani iman
edilmesi gereken şeyler yönünden artıp eksilmez, fakat yakîn ve tasdik
yönünden parlaklığı, kuvveti artıp eksilir. Müminler, iman ve tevhid
hususunda birbirlerine eşittir. Fakat amel itibariyle birbirlerinden
farklıdır.

Kendi imanından şüphe etmemek. İmanım var mı yok mu dememeli, elhamdülillah müslümanım demelidir.

İtikadını İslam dininden almak. Resulullah efendimizin bildirdiği şekilde iman etmek.
Can boğaza gelmeden iman etmek. Kâfirin son nefesteki imanı makbul değildir.

Güneş batıdan doğmadan önce iman etmek. Güneş batıdan doğunca tevbe kapısı kapanır.

Allahü teâlâ, küçük günaha azap edebilir, büyük günahları affedebilir.
Günah
işleyen, fakat tevbe etmeden mümin olarak ölen kimseyi Allah dilerse
ona Cehennemde azap eder, dilerse affeder ve hiç azaba uğratmaz.

Melekler,
kâfirlerin dediği gibi, Allahü teâlânın ortakları veya kızları
değildir. Günah işlemezler. Meleklerde erkeklik dişilik yoktur.

Kur’an-ı
kerimdeki veya diğer din kitaplarımızdaki dini bir hükümden şüphe
etmemek: Mesela tesettür acaba farz mı diye şüphe etmemek.

Helal da haram da rızktır. Herkes kendi rızkını yer, kimse kimsenin rızkını yiyemez.

Elfaz-ı
küfürden bir sözü, anlamını kabul etmese de söyleyen kâfir olur. [Yani
şaka olarak veya güldürmek için söylese yine küfür olur. Mesela şakadan
ben peygamberim dese küfür olur.]
Sarhoş iken, elfaz-ı küfrü söyleyene kâfir dememelidir.

Bu kâinat sonradan yaratılmıştır. [Felsefeciler, bunu kabul etmiyor, kâinat böyle gelmiş, böyle gider diyerek kâfir oluyorlar.]

Ehl-i
kıbleyi tekfir etmemek, yani namaz kılan müslümana işlediği günahlardan
dolayı kâfir dememek. [Ehl-i kıble denilen kimsenin bir inanışı, manası
çok açık olan kati bir delile zıt ise, küfür olur. Böyle bir kimse,
namaz kılsa da, her ibadeti yapsa da kâfir olur.]

Tasavvufu inkâr etmemek. (Avarif-ül-mearif)

_________________




*****Gec€LerİN ADmiNİ*****
XabrkX
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.pckopat.forumn.biz
XabrkX
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 573
Nerden : NOLDU BİZEMİ GELCEN ? :D :D
Lakap : ******kaRİZma*******
RUH HALİ :
SADECE BU KONUDA AŞAĞIDAKİ KADAR TEŞEKKÜR EDİLDİ : <div class="js-kit-rating" view="score"path="" title="" permalink=""></div><script src="http://js-kit.com/ratings.js"></script>
TAKIM :
Kayıt tarihi : 09/07/08

MesajKonu: Geri: Doğru iman ve imanı korumak   Paz Ağus. 24, 2008 1:33 pm

Kabir
ziyareti haktır. Vefat etmiş Enbiyadan ve evliyadan yardım istemek
[tevessül] caizdir. (İrşad-üt-talibin, Et-tevessül-ü bin-Nebi...)

Peygamberlerden sonra insanların en faziletlisi, Hazret-i Ebu Bekir, sonra sırası ile diğer üç halifedir.

Eshab-ı kiramın hepsi Cennetliktir. (Hadid suresi 10)
Allahü
teâlânın Eshab-ı kiramdan razı olduğu Kur’an-ı kerimde bildiriliyor.
Onlardan birini kötülemek, bu âyet-i kerimelere inanmamak olur.
(Tathir-ül-cenan)

İnsanlara gelen hayır ve şer, fayda ve zararın hepsi, Allahü teâlânın takdir etmesi iledir.
Kader,
Allahü teâlânın ezeli ilmi ile, insanların ve diğer mahlukatın yapacağı
işleri bilmesi ve dilemesidir. Bunun yaratılmasına kaza, ikisine birden
kaza ve kader denir.

Allahü teâlâ, dilediğini bir lütuf olarak
hidayete ulaştırır. Dilediğini de adaletinin gereği olarak sapıklığa
düşürür. Çünkü insanların işlerini Allahü teâlâ yaratır, fakat insana
da irade-i cüziye vermiş, yaptığından sorumlu tutmuştur.

Öldürülen de, intihar eden de eceliyle ölmüştür. Ecelsiz ölüm olmaz. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Hiç kimse, ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez.) [Araf 34]

İntihar eden müslümanın namazı kılınır. (Dürr-ül-muhtar)

Öldükten sonra herkes dirilecektir.
Kabir suali kabirde ruhun cesede iadesi ve kâfirler ile günahkâr müminler için kabir azabı vardır.
Kabir
azabı ruh ve bedene olacaktır. Buna inanmayan bid'at sahibi olur.
[Hadis olsa da, olmasa da, kabir azabına inanmam. Akıl ve tecrübe, bunu
kabul etmiyor, diyen ise kâfir olur.]

Müminlerin, Cennete girmesi Allah’ın fazlındandır. Çünkü kimse ameliyle Cenneti hak edemez.
İnsanlar, dirilince hesaba çekileceklerdir. Ameller mizanda tartılacaktır.

Peygamberler,
âlimler ve salihler, günahkârlara şefaat edecektir. Peygamber
efendimizin şefaati büyük günah işleyenleredir. Dağlar kadar büyük
günahı olanlar da, az veya çok şefaate kavuşacaktır. Affa ve şefaate
kavuşanlardan başka bütün günahkârlar, günahlarının cezalarını
çekeceklerdir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Her peygamberin, müstecab [kabul olan] bir duası vardır. Ben duamı, ümmetime şefaat etmek için ahirete sakladım.) [Buhari]

Şefaati inkârdan sakınmalı. Çünkü hadis-i şerifte, (Şefaatime inanmayan, ona kavuşamaz) buyuruldu. (Şir’a)

Günahkâr müminler, Cehennemde sonsuz kalmaz, kâfirler sonsuz kalır. (Bekara 81)

Sırat
köprüsü vardır. (Nuhbet-ül-Leali) [Köprü denilince, bilinen köprüler
zannedilmemelidir! “İmtihan köprüsü” diyoruz. Halbuki imtihanın köprüye
benzer tarafı yoktur. Sırat köprüsü de, bilinen köprülere veya imtihan
köprüsüne hiç benzemez.

Kıyamet alametlerine inanmak: Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Şu
alametler çıkmadan kıyamet kopmaz: Güneş batıdan doğar, üç yer batar,
İsa gökten iner, Duman, Dabbetül arz, Deccal, Yecüc Mecüc ve Aden’den
bir ateş çıkar.) [Müslim]

Hazret-i Mehdinin geleceğine inanmak da, Ehl-i sünnet itikadındandır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kıyamet
kopmadan önce, Allahü teâlâ, benim evladımdan birini yaratır ki, ismi
benim ismim gibi, babasının ismi, benim babamın ismi gibi olur. Ondan
önce dünya zulümle dolu iken, onun zamanında adaletle dolar.) [Tirmizi,
İ. Asakir]

[Bu bilgilerin hepsi, Fıkh-ı ekber, Emali, R.
Nasıhin, Mektubat-ı Rabbani, Feraidül fevaid kitaplarından alınmıştır.
Başka kitaplardan alınanların ise kaynağı sonunda bildirildi.]

Doğru itikadın önemi
Sual: İtikad üzerinde çok durmanızın sebebi nedir?
CEVAP
Çünkü,
itikadı düzeltmeden önce ibadet etmenin faydası olmaz. Doğru itikad,
ehl-i sünnet itikadıdır. Doğru itikad 1 rakamı gibidir. İhlaslı
ibadetler sağına konan sıfır rakamı gibidir. Bir sıfır konunca 10, iki
sıfır konunca 100 olur. Sağına ne kadar 0 konursa değeri artar. 1
çekilirse hepsi 0 olur. İhlassız, [riya ile] yapılan ameller de,
soldaki sıfır gibi yani 1 rakamının soluna konan sıfır gibi
değersizdir. Ehl-i sünnet itikadı yoksa ibadetlerinin hiç faydası
olmaz, soldaki sıfır gibi değersizdir. İşte bu kadar önemli olduğu için
Ubeydullah-i Ahrar hazretleri (Bütün kerametleri bize verseler, fakat
itikadımız düzgün değilse, hâlimiz haraptır. Eğer bütün çirkinlikleri
verseler itikadımız düzgün ise, hiç üzülmeyiz) buyuruyor.

İtikadı düzgün olan
Sual: İtikadı düzgün Müslümanlar Cehenneme girmez deniyor. Günahları ne olacaktır?
CEVAP
Haramlardan
kaçan ve ibadetlerini yapan Müslüman Allah’ın dostudur. Allah dostunu
Cehenneme koymaz. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Vallahi, Allah dostunu ateşe atmaz.) [Cami-us-sagir]

Eğer
Müslümana küfre düşmemişse, dünyada çektiği sıkıntılar günahlarına
kefaret olur, şefaate de kavuşur ve Cehenneme hiç girm

_________________




*****Gec€LerİN ADmiNİ*****
XabrkX
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.pckopat.forumn.biz
 
Doğru iman ve imanı korumak
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
|~Pc kopat 2oo8~|| HACKİNG ,SECURİTY,PROGRAMLAMA,PROGRAM,İNTERNET ERİŞiMİ ,PAYLAŞIM PORTALI :: İSLAM :: DİNİMİZ HAKKINDA BİLGİLER-
Buraya geçin: